Bilişimsizlik adına..

[blog!.png]
Üzgünüm, uzun zamandır yazamıyorum sanırım bir süre daha yazamayacağım zira bilgisayarımı birgün açtığımda Windows yoktu sonra kurmaya kalkınca tekrar bu sefer D alanı da uçtu... Şimdi yazıp, çizememek mi desem bolca arta kalan zamanı kadının sesi izleyerek geçirmek mi desem yoksa dev film, müzik arşivimin yalan olmasından dolayı mı mevlüt okutsam bilemiyorum açıkcası.. Ha şu altta gördüğünüz temsili paint belgesindeki balyoz darbesini o güzel notebook'un ince beline indirdikten sonra abajurla seri darbeler eşliğinde patlatmak isterdim lakin olmadı kıyamadım bilişime ve teknolojiye..
Tabi bu zamanı deftere yazarak geçiriyorum ama o daha zor oluyor be arkadaş parmak kaslarım geliştikçe adeta bir Gollum oldum Frodo boğazladım her yazışımda cücük hobbitlere duruşumu sergiledim.. Çok güzel bir ev bulmuştum yaz sonunda çıkmak için tamda Cezayir Çıkmazı ya da burjuva kafasıyla Fransız Sokağı denen yerin hemen altındaydı lakin bilgisayar almak zorunda olmakta herşeyi alt üst etti.. Bunları burada yazmakta ne acı vericiymiş M.Ali Erbil'den Uğur Derin Dondurucu için yalvarmaktan farksız geldi hani sanki çıkacakta sen yaz sanatçı kişi ehe ehe diyecek ve banknotlar halinde para verecek anasını satayım.. Yani şu an ki yazma sebebim budur başka birşey değil.. İzleyen arkadaşlara da teşekkür ederim ben... Valahi..





Nahideler ve Diğerlerinin günü..

[blog!.png]

Ulan yazmayalı bayağı olmuş sanırsam ama iyidir iyi.. Uzatmadan gireceğim biliyorsunuz ki bugün Anneler Günü gayet hemen hemen herkesi ilgilendiren birgün ve herkesin annesini kutluyorum. Şimdi kutsallığından, cennet-ayaklar kombinasyonundan falan bahsetmeyeceğim. Zaten her yerde zaten şu tırto öper sever yalar beni annem çalıyor messenger, facebook, myspace iletilerinde falan derken Anlamazdın, Beggin' gibi kanser edici bir sendromu daha yaşar olduk.. Neyse ki yarın bitiyor bu tantana..

Durum şu ki benim hali hazırda pek annem ile aram olmadığından dolayı bu durumu sevgili babaannem ile gideriyorum.. Saat 13 sularındayız sanırım ve ben günün bu zamana kadar geçen dönemini fırça yiyerek geçirdim bu da şamaroğlanı konumuna getirdi bizi lakin olsun.

8:30am

Bu saatte uyandım messenger'a baktığımda Irmak fırça kaymış uyumamıştı, anneler gününü kutladım ağzıma sıçtı sonra telefon ettim sorunu hallettim, evet.

9:30am

Bu saatte çiçekçiye gittim ve papatya aldım ve kahvaltı itibariyle babaanneme verecektim ki hayvanlığımdan mı diyeyim ortadaki sucuklu yumurta olmasının verdiği rahatlıktan mı çiçekleri sehbaya bıraktım ve aynen "-Ooo kaynanam seviyormuş sucuklu yumurta he mi?" diyerek ekmeği bandım yumurtaya.. Arkadaşım o an babaannem ile karşılıklı bir bakışmamız var; resmen terlikle dövdü kadın beni.. Sonra eşekliğimi anlayıp çiçekleri verdiğimde "-Ben Sardunya istemiştim!" diye tepki verince benim kafa dank etti buda demek oluyordu ki ikinci kez çuvallamıştık.. O kadar tersliğin ardından gönlünü almak için fırın sütlaç alarak ben yaptım dememe ne demelisiniz?

11.00am

Çuvallamış bir birey olarak avare avare sevdiğim birkaç arkadaşımın annesini kutlamak için evden çıktım.. Birisine gittiğimde kapıyı açan olmadı diğerlerine gittiğimde de hayırsız etiketi yedim ve akabinde tekrar seri ve kombo halinde fırçalar yemek suretiyle şamar oğlanı oldum..


12.15am

5 yıllık eski kızarkadaşının annesine tereddütler içinde mesaj atsamda cevap gelmedi, üzülmedim zira çok severim hala Emel Teyze'yi ben..


Ama zira bugünden çıkardığım ders şudur ki; "Benim neyime ulan anneler gününü aktif birey olarak kutlamak?" Sonra içim rahat bir şekilde pazar gününü dedemden çaldığı ferah pijama ile yatakta geçirme kararı aldım, aferim bana.

Buhramlı mı Burhanlı mı ne skimse o günler işte..

[blog!.png]
Uzun zamandır yazmıyorum, aslında yazıyorum da buraya yazmıyorum çünkü o kadar olumlu eğlenceli şeyler yazdıktan sonra (en azından kendi adıma) şimdi sıkıcı şeyler yazmak hakikaten tırto oluyor.. Dedim ya buhramlı günler(hala burhan, buhram ikilemindeyim) diye birader sanki panikatak geçiriyor insan.. Birde kaygısız yaşayınca ve ani bir çöküş gelince çevrendeki olumsuz olan herşeyi görmeye başlıyorsun, içine kapanıyorsun stresten dolayı hastalıkların da hortluyor aman ölüp kalacağım şurada diyorsun.. Şimdi '-Neyin var?' diye soracak olursanız -ki ben sanmıyorum soracağınızı, nene zihniyetiyle '-Ayh Oyh Off nem yoh ki yavrıııım..' diye cevap veririm pek te anlatmam haliyle.. Böyle karnına ağrılar giriyor, üzülüyorsun ve o kadar gurur yumağı olmana rağmen yağlanmamış kapı menteşesi sesine benzeyen garip sesler çıkararak arada ağlıyorsun falan.. Bunu çevrendekilere bir süre farkettirmesende sonra sormaya başlıyorlar '-Lan neyin var?' diyerekten bu sorularda tuz biber ekiyor lakin pek ilgilenilmeyi sevmeyen biri olduğumdan duvar olarak karşılıyorsun soruları..

Hayır arkadaş hani şu Carte Door reklamları vardı çocukken, abla 30 yaşında hala bekar oturuyor evde ot gibi yalnız, hani menapozdaymış gibi ben onun aynısını yaşadım ama Carte Door kabının içinde halamların geçen geldiğinde yaptığı mercimek köftesini bulunca hayat bir kez daha şamarını yüzüme vurdu.. O an anladım ki hayattaki beklentim biraz lüks olan çikolatalı dondurmayken halktan biri olan günlerin vazgeçilmez yemeği mercimek köftesiymiş, belki de ilahi adalet Caner'in depresyonlarıyla gel-gitleriyle dalga geçerken bi an kendini içinde bulunca ve bu daha ciddi sorunlar içeriyorsa bu 23 yaşında çok tırto bir dönemden geçiyorsun demektir. Evet ; Ta kendisidir girmeyiniz tavsiye edilmeyendir, annelerimizin çocukken cıs dediği, kaka dediği ilaçlar gibidir şeker sandığımız tansiyon hapları gibidir.

Güncelleme: Buhran' mış be...

Benim Hayatım Müzik..

[blog!.png]

ÖNSÖZ

Evet Arkadaşlar bir yazımızda daha hepinize öncelikle merhaba demek istiyorum; Akabinde konuya giriyorum Alternatip sitesinde kız tavlamak! adlı yazımızda yerli ve kesin sonuç veren gözlemler yaptık iyi tepkiler aldık ve 26 yaşında hayattan umudunu kesmiş bakir bir arkadaşımız da kesin sonuca ulaşarak ilk birlikteliğini yaşadı bunu belirtmeden geçemeyeceğim. Hatta övgüler çığ gibi büyüdü tarikat gibi olduk burada, o derece..


Neyse arkadaşlar feminen tepkilerde vardı tabii ki yer, yer bunlarıda görmezden gelemezdim. Bu yüzden yazımız kızlar için gelsin..




Bu yazımızın ana teması müzik arkadaşlar; İsimden de anlaşıldığı ve vinyette gördüğünüz üzere içerik olarak RockStar Triplerini inceleyeceğiz.. Başlıyoruz..


Giriş

Öncelikle Taksim ve Civarında bulunan barları dolayısıyla amatör grupları falan iyi bilirim.. 2005 yılı itibariyle bu çevre içerisinde bulunduğumdan az, çok fikir sahibiyim.. Bilindiği üzere gitar, bateri ve bilimum müzik aletine başlarken düşünce asla Steve Harris, Slash veya Lars Ulrich için başlanmaz. Şimdi kimse masuma yatmasın arkadaşlar o aletleri elimize alındığında hiçbiri Nothing Else Matters veya Fear Of The Dark düşünmedi aksine Merve'nin kalçaları, Gizem'in göğüsleri düşünüldü biliyoruz bunu neticede... Müzik grubu kurmakta başlangıçta en kral karı kaldırma yöntemidir ha tabi unutulmasın öncelikle ne çalındığı çok önemlidir ve grubun solist ya da elektro çalan elemanı her zaman kızları götürmüştür bu aşikar tabii ki.. Giriş olarak açıklamayı ve niyetimizi belirttik neticede biz gözlemleriz burada belirtiriz.. Elçiye zeval olmaz anasını satayım..

Gelişme

Gelişme kısmında ise gözlemlerimize devam edeceğiz.. Grup kurulmuş çıtır avı başlamıştır haliyle öncelikle kız tavlama taktiklerinden söz edelim.. Bu arkadaşlar grubun tanınmaya başladığı ve verdikleri bir takım konserlerle özgüven sahibi olurlar gayet rahat konuşurlar.. Siz rock müzik seven ve konserlere giden kızlar ise; Rahat ve Yetenekli bu arkadaşlara gayet kolayca tav olmaya meyillisinizdir bu sebep itibariyle çantada keklik olabilirsiniz..

ve.. 3 Perde de Sonuç

Step I

Oldu ki bu RockCücük ile çıkma arifesindesiniz ve konserdesiniz; Yada durun ben buna RockCücük değil de Tangöze diye hitap edeyim hah nerede kalmıştık konser.. Akor yaparken, ısınırken müzik aletini öttürürler bir takım sempatik şaklabanlıklar yaparlar evet bunu yaparlar fakat sizin gözünüz o anda kör olduğundan pek görmekte başarılı olamaz.. Konser sırasında bira vs. gibi bir takım içkiler ısmarlanır bu arkadaşa siz tarafınızdan ardından konser bitiminde birşeyler içip konuşulur akabinde beklenen olur bizim Tangöze'miz sizi dudaklarınızdan öpmek suretiyle ilişkiye start verir diyebilir miyiz?

Step II
Konser ertesi günü sözleşildiği gibi buluşulur, bu kaynaşma safhasıdır. Ortalama bir buluşma 4 saat geçtiğini varsayarsak bunun 30 dakikası sizin konuşmanız, 2 saat 30 dakikası boğazlarınıza kadar dilini sokmak suretiyle yiyişme ve kalan 1 saat ise Tangöze'mizin kendini ve grubunu övmesi akabinde popüler olan herşeye karşı olabilecek tarzda eleştirme son olarak uçuk gelecek planını anlattığı zaman dilimidir. Bu sözler arasındaki en klişe cümle ise müziği anlattığı; '-O benim hayat tarzım..' olarak kayıtlara geçer.. Ulan sanarsın pezevenk RHCP ile Dünya turnesine çıkıyor..

Step III
Bu arkadaşlar telefon ile pek konuşmayı sevmezler nedense? İnternet vasıtasıyla haberleştiği kızarkadaşını elbet stüdyo'ya davet edecektir bunu yapması çıkmaya başladıktan sonra 1 haftada gerçekleşebilecek birşeydir. Eğer olmadıysa bu anormal bir durumdur bir sonraki adıma geçemeyiz arkadaşlar zira Ender Gelişen Osasuna Atakları gibidir Tangöze'miz.. Çağrılma sebebi bellidir, dinletilecek müzik değil, yapılacak demo değil yaratılan bir ortamdır zira eve davet etmenin anlam ve önemi verdiği mesaj doğrultusunda 'Yağlı Güreş Tutmak İstiyorum' olduğundan kısa süre önce başlayan bir ilişkide ürkütür vakvakları.. Stüdyoya davet edilmeniz siz kızları pek sıkmaz haliyle ama orada içilecek bilimum vodka, cin, bira, şarap Allah ne verdiyse artık sizi rahatlattığından Tangöze'miz hedefe doğru emin adımlarla ilerleyecektir.. Bunun sonunda atılacak gol veya goller ile 3 puanı alan Tangöze FC evine mutlu dönecektir..

finito..

Yar bana bir eylence medeet!

[blog!.png]
Hala lise yıllarını yaşayan kardeşimin ÖSS ve okul ile ilgili sorununu kompoziyon olarak dile getirmesi gerekliymiş yardım isteğine sessiz kalamazdım ve ağabeylik görevimi yapmak zorundaydım, bende elimden geldiği kadar destek olayım dedim ve istek bir yazı yazdım. Bir de sizlerle paylaşayım istedim...
http://img21.imageshack.us/img21/5516/sose.png
Çok Kaygılıyım

Bir gün uyandığımda, hayatımda ciddi kaygılar taşıyabileceğimi tahmin bile edemezdim diyebilir miyim? Kesinlikle evet(!) Zira çocukken bize öğretildiği gibi, okul gerçekten bizleri hayata hazırlıyor. Öğretmenlerimizin de dediği şudur: Notlarımız hayat gibi inişli ve çıkışlı olabilir. Lakin şu an tarif edemeyeceğim mide krampları yaşıyorum Lise denen olayın son senesine geldiğimizi, bir de üstüne ÖSS illeti ile pişti olduğumuzu eklersek adeta kendimi 'Ender gelişen Osasuna Atakları' gibi hissediyorum, çabalıyorum ama orta sahayı zor geçiyorum. Zaten bin türlü zorluklarla, ite kaka geldiğimiz şu son senemizde. Hele ki bu sene, sana da söyledim ya ÖSS stresi denen mevzuuyla tüm orta öğretim hayatımda dalga geçerken sinir harbi, depresyon ve akabinde gelen aşırı asosyallik-sosyallik arası dengesizlik inanılmaz. Bugün birkaç dersten kaldığımı ve yazın bu sınavlara girmek için Temmuz sıcağında asfaltta yumurta pişerken çalışacak olmanın verdiği şimdiden terleme hissi mi dersin yoksa ÖSS'yi kazanıp (-ki tüm gücümü ÖSS'ye vermeyi düşünüyorum bu arada) eğer o yaz ortasında gireceğim sınavları veremeyerek diplomayı alamayacağını bilmenin verdiği stres mi dersin. Hayır, bu kadar olumsuzluğun arasında Polyannacılık da oynayamıyorsun ki arkadaşım! O kadar 'Halledersin'in ardından bir tane daha kırık öğrenince tünelin sonundaki ışığı gördüğünü düşünürken o ışığın yalnızca ikinci tünele giriş olduğunun farkına varmak. Ağır arabesk yaşıyorum hakikaten.

Ama ilk kez böyle hissediyorum, bunun ağırlığı da omuzlarıma biniyor. Çözmem gereken onca test var, biliyorsun. Yahu çözemiyorum, ek olarak kendime şu soruyu da sormadan edemiyorum. “ÖSS'yi kazansam bile belki de yetmeyecek.” Tut ki kazandım bundan sonra bir basamak daha var, kurtarma sınavı psikolojisi. Hayır arkadaşım, düşünmek istemiyorum tabi ki ama bu insanın elinde olan bir şey değil mümkün değil! Biraz yatarsam rahatlayacağımı düşünerek kafamı yastığa koymayı dahi denedim, aklıma gelenler hakikaten korkunç! Alfred Hitchcock kafası yaşıyorum desem yeridir.

Açıkcası kimseye de kızamıyorum ki kendimden başka aslında. Belki de ÖSS'ye fazla yüklendim ve okulu unuttum, ancak ne planlarda bu vardı, ne de ben böyle istedim. Oysa son sınavlara da çok çalışmıştım, ama olmadı işte. Son virajda lastik patladı ve depoda çok az benzin kaldı. Benzinliğe dönecek ne vakit var ne de yakıt. Eee? Bundan sonra yola eşeklerle mi devam edeceğiz peki? Çok kaygı duyuyorum hakikaten, tam başaracağıma ve alnımın akıyla bu işin içinden çıkacağıma inanmaya başlamışken kafamda ufak soru işaretleri kurtçuklara dönüştü ve beynimi kemirmeye başladılar, biri cevap versin lütfen.

Ya başaramazsam?

Seks Satar, Cif Temizler! (Reklam)

[blog!.png]Üstüne tıklayarak, büyük halini görebilirsiniz..

Caner Akman Olmak..

Caner Akman olmak; Düzensiz yaşamaktır, BİM'den alınan dost süt gibidir ucuz ama idare ederdir.

Caner Akman olmak; Sabahları kahvaltı etmeden WOW oynamak, öğlen kıllı göbeğini kaşıyarak uyumak akşama ise sevdiceğinin MSN'inden erkekleri silmektir.

Üstelik bunu hiç sıkılmadan 1 Ay boyunca yapabilmektir, Caner Akman olmak.

Caner Akman olmak; Depresyona girdiğinde acaba merak ediyorlar mı beni dememektir üstelik bunun kaygısını hiç taşımamaktır.

Caner Akman olmak; İnterneti kesildiğinde hayata küsmemektir kendini Rus Edebiyatına vermek tekrar connect dediğinde daha kültürlü olarak geri dönmektir, kişisel gelişimin ta kendisidir.

Caner Akman olmak; Yılbaşına yalnız girmektir öpeceğin bir sevgilin olmamasıdır üstelik bunu yaparken hayata karşı 'Eyvallah' diyerek ayakta kalabilmektir.

Caner Akman olmak; 17 yaşındayken 25 yaşındaki adam tarafından Ağabey saygısı görmektir, daha reşit olmadan 35 yaşında gözükmektir.

Caner Akman olmak; Sevdiceği kendinden bile saklamaktır üstü kapalı ve gizli saklı ilişkiler yaşamaktır tıpki eskilerdeki gibi mahalleye gelindiğinde sevdiceğinin elini bırakmak zorunda olmak gibidir Caner Akman olmak.

Caner Akman olmak; Adının NARO gibi, Bel Fıtığı 0535.... gibi duvarlara yazıldığını bilmektir, KÜLT olmaktır.

Caner Akman olmak; soyadınızla hitap edilmesidir, toplumda saygınlık kazanmak ve adınıza besteler, tezahüratlar yapılmasıdır.

Caner Akman olmak; içinizdeki yalnızlıktır.

Sevgiler Caner Akman ve onun gibi olanlara..